En son Oya Baydar'ın "Kâyıp Söz" romanını bitirdim; dilin ve hafızanın kayboluşunu anlatışı beni derinden sarstı. Böyle bir alegori beklemiyordum ve kitap bittikten sonra bir süre zihnim o dünyadan çıkamadı.
Hemen öncesinde Barış Bıçakçı'nın "Sinek Isırıklarının Müellifi"ni okudum; sessiz sakin bir Ankara hikâyesi gibi başlasa da satır araları resmen insanı tokatlayan alt metinlerle dolu. Kendimi mahalle kahvesinde oturuyormuşum gibi hissettim.
Bir de Neil Gaiman'ın "Amerikan Tanrıları"nına daldım. Eski mitlerin modern ABD ile buluşuşu öyle çarpıcıydı ki, resmen aklım uçtu 🤯
Sizi son zamanlarda böyle kendi dünyasına hapseden hangi kitap etkiledi? Tavsiyelerinize açığım!