Havalar serinlemeye başladığında elimde kahveyle okuyabileceğim, atmosferi güçlü romanlar arıyorum. Melankolik hikayeler, gotik esintiler veya doğa betimlemeleri beni içine çekiyor. Mesela Emily Brontë'nin "Uğultulu Tepeler"i, Jose Saramago'nun "Körlük"'ü ya da Ayfer Tunç'un "Kapak Kızı" bu hissi veriyor. Siz sonbahar için hangi romanları tavsiye edersiniz? 🎃🍂