Bazı cümleler vardır; kitabı bitirdikten sonra da zihninizde yankılanmaya devam eder. Belki bir karakter sizi kendinizle yüzleştirmiştir, belki bir yazar hayatın özünü tek bir satıra sığdırmıştır. İşte beni derinden etkileyen bazı alıntılar — siz de favorilerinizi paylaşın!
Orhan Pamuk — Benim Adım Kırmızı
"Bir rengin anlamı yoktur; anlam, onu görenin gözündedir."
Sanatın öznel doğasını bu kadar yalın ifade eden başka bir cümle bilmiyorum.
Fyodor Dostoyevski — Karamazov Kardeşler
"İnsan her şeye alışır, bu onun en iyi tanımıdır."
İnsanın direncini ve kırılganlığını aynı anda anlatan derin bir gözlem.
Albert Camus — Yabancı
"Annem bugün öldü. Ya da belki dün, bilmiyorum."
Edebiyat tarihinin en çarpıcı açılış cümlelerinden biri. Meursault'un kopukluğunu ilk satırda hissettiriyor.
Gabriel García Márquez — Yüzyıllık Yalnızlık
"Yıllar sonra, general kurşuna dizilirken, babasının kendisini buz keşfetmeye götürdüğü o uzak öğleden sonrayı hatırlayacaktı."
Bu tek cümle, romanın tüm zamansal yapısını içinde barındırıyor.
Ahmet Hamdi Tanpınar — Huzur
"İstanbul'u sevmek bir hastalıktır; geçmez, geçirilmez."
İstanbul'a duyulan özlemi bu kadar veciz anlatan başka bir söz var mı?
Antoine de Saint-Exupéry — Küçük Prens
"Asıl önemli olan gözle görülmez; onu ancak yürekle görebilirsin."
Çocukluğumuzdan bu yana taşıdığımız bir hatırlatma.
Siz hangi alıntıları not ettiniz? Favorinizi buraya yazın — başkalarının da ilham almasına vesile olun!